Referandum sonucu değerlendirmesi şaşırttı
Bölüm bölüm harç ücretleri
Erdoğan Ağrı’da halka seslendi
Botokslu Seray Sever
Tanju'dan Arda'yı Kızdıracak Açıklama
EN 'DAMARDAN' ARABESKÇİLER - HaberCiniM - Güncel ve Objektif Haberin Doğru Adresi

18 Ocak 2010 Pazartesi Saat 02:16
KÜLTÜR VE SANAT HABERLERİ
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
0 yorum
2878 okunma
Bu haberi yazdır
Paylaş: Facebook.com Paylaş: Digg Paylaş: Del.icio.us Payla: Reddit Paylaş: Netscape Paylaş: Furl Paylaş: Yahoo Paylaş: Google
Bazı kesimler kabul etmek istemese de, bazıları dudak büküp küçümsese de kimi zaman yasaklamalar getirse de arabesk Türkiye'de çok geniş kitlelere hitap eden bir müzik türü... Ağdalı melodiler eşliğinde anlatılan kara sevda öyküleri, terk edip giden sevgililer, yaşama hatta kimi zaman yaratıcıya isyan o kadar çok insanın kalbine dokunup gönül telini titretiyor ki...

EN 'DAMARDAN' ARABESKÇİLER

Bazı kesimler kabul etmek istemese de, bazıları dudak büküp küçümsese de kimi zaman yasaklamalar getirse de arabesk Türkiye'de çok geniş kitlelere hitap eden bir müzik türü... Ağdalı melodiler eşliğinde anlatılan kara sevda öyküleri, terk edip giden sevgililer, yaşama hatta kimi zaman yaratıcıya isyan o kadar çok insanın kalbine dokunup gönül telini titretiyor ki...

Geçmişi 1960'lı yıllara kadar uzanan arabesk Türkiye'de toplumsal hayata Suat Sayın'ın Sevmek Günah mı adlı şarkısıyla girdi... Kısa sürede şarkının Mısırlı Abdülvahap'ın şarkısından alıntı olduğu ortaya çıktı. Böylee Türkiye'de arabesk kavramı tartışmaya açıldı. Hemen ardından Orhan Gencebay; Başa Gelen Çekilirmiş adlı plağıyla geniş halk kitlelerinin duygularına tercüman oldu.. Ondan sonra da arabesk furyası sinemayla da sıçradı.

O dönemde albümleri satış rekorları kıran şarkıcılar sinemaya da adım attı. Şarkılı türkülü filmler başlardıb

Günümüzde artık o kadar etkin olmasa da yine de arabesk hayatın vazgeçilmez bir pançası. Özellikle de belli bir kesim için.

İşte Türkiye'de sesleriyle, söyledikleri şarkılarla çıkardıkları amlbümlerle satış rekorları kıran arabesk müziğin hiç unutulmayan yorumcuları...Bazıları artık piyasadan çekilmiş ya da hayata veda etmiş olsa da sesleriyle hep hatırlanan ustaları ve onların söyledikleri şarkılar kadar dokunaklı öyküleri...

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 2BİR ŞARKI SÖYLEDİ, ALBÜMÜ 2 MİLYON SATTI Hatice Döngü'nün hayatı

"Öyle fakirdik ki, ekmek bile özendiğimiz bir şeydi..." Bu cümle hiç ummadığı bir anda milyonların kalbine seslenen ve albümleri satış rekorları kıran; bir döneme damgasını vurmuş bir sanatçıya ait... Onunki, Külkedisi'nin sadece bir masal olduğunu ve gerçek hayatta böyle şeylerin olmayacağını düşünenleri yanıltacak bir öykü... Bugün yeni nesillerin belki hiç tanımadığı belki de sadece anne- babaları sayesinde adını duyduğu Hatice Döngü'nün yani Türkiye'de arabesk müziğin kraliçelerinden birinin öyküsü bu... İzmir'in Bergama'sında doğup büyüyen, nice zorluklardan geçip adını ve sesini tüm Türkiye'ye duyuran Tüdanya'nın öyküsü...

Artık üç çocuğuyla birlikte köşesine çekilmiş de olsa arabeskin altın çağını yaşadığı günlere damga vuran bir sanatçı Tüdanya...

Ekmeğin bile lüks sayıldığı bir ailenin kızı... Annesi ev kadını babası ise ayakkabı boyacısı... İlk evliliğini henüz 15 yaşındayken yapıyor... Ama kocası da fakir.. İlk çocuğu bakımsızlıktan donarak ölüyor. Daha sonra iki çocuk daha dünyaya getiriyor.. Ama kaderi tıpkı söylediği şarkılar kadar acıklı... Eşi ölüyor... O da mecburen babasının evine yani o kopkoyu yoksulluğa geri dönüyor. Üstelik yanında iki çocuğuyla birlikte.

Aile bütçesine katkıda bulunmak ve çocuklarına bakabilmek için evlere temizliğe gidiyor Tüdanya... Ama aklında hep tek bir şey var: Müzik...Sesi de güzel... Kimse onu almadan ırgatlığa gitmiyor... Pamuk toplarken, tütün kırarken onun söylediği şarkıları dinliyorlar hep. O arada Tüdanya'nın ya da o zamanki adıyla Hatice'nin aklında cevabını aradığı bir soru var. Bunca beğenilen sesiyle para kazanabilir mi acaba... Sonunda hayatını değşitirecek kararı veriyor Hatice: İzmir'de Pırlanta Pavyon'a gidecek.. Sesini dinletecek... Yeşilçam filmlerinde örneğine defalarca rastlandığı gibi...

Sonunda gidiyor... Ayağında yarısı yırtık naylon terliklerle... Pavyonun o dönemdeki patronu Cengiz Özşeker ona kaderini değiştirmesi için güç verecek o cümleyi söylüyor: "Sesin çok güzel, bir yıldız olabilirsin." Aslında Tüdanya'nın o pavyona gitmesinin bir başka nedeni daha var: Bergen ve Kibariye de orada keşfedilmiş.

Orada çalışmaya başlamış Tüdanya... Annesi ve babası pavyonun nasıl bir yer olduğunu bilmedikleri için seslerini çıkarmamışlar. O dönemde arabesk müzikle pek ilgisi yokmuş Tüdanya'nın... En sevdiği sanatçı ise Neşet Ertaş... Onun türkülerini ve Hamiyet Yüceses'in seslendirdiği Türk sanat müziği parçalarını söylüyor.

Ama devir arabesk devri. DÖnülmez Akşamın Ufkundayız, Leyla Bir Özge Candır gibi parçalar yerine daha popüler olan arabesk şarkılar söylemesi gereklidir... Ona çok inanan patronu tam iki ay boyunca gazetelere ilan verir. Ama ne bir fotoğraf vardır ne de açıklama. Sadece tek bir cümle: "Tüdanya geliyor"... Sahiden de gelir Tüdanya...

Tam da İzmir Fuarı'nın popüler zamanlarıdır... Bir gün İbrahim Tatlıses'in saz ekibi onu dinlemeye gider... Sesini çok beğenirler ve kaset yapmasını teklif ederler. Ama tek bir şartları vardır: Sahnedeki gibi Türk sanat müziği değil arabesk okuması gereklidir.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 71983'te ilk kasedi Sıra Dağlar çıkar. O zamanlar için rekor sayılabilecek 650 binlik satış rakamına ulaşır. Ama ikinci albümü Azap beklenen başarıyı gösteremez. Aslında bu ikinci kaset 'damardan' arabesktir. İşin gerçeği Tüdanya da bu şarkıları çok isteyerek okumamıştır.

1986 yılında yine bir İzmir Fuarı döneminde kapısı çalınır Tüdanya'nın... İbrahim Tatlıses'e soyadını veren Yılmaz Tatlıses'ın bağlamasıyla çalıp söylediği bir şarkıdır bu.. Tüdanya bu şarkıyı seslendirir: ""Her şey yalan gerçek sensin/ Gelirse dert senden gelsin/ Bence aşkın kendisi sensin/ Seni sevmeyen ölsün."

İşte Tüdanya'nın arabesk dünyasının unutulmazları arasına girmesine vesile olacak şarkıdır bu,,,

Bu sırada ikinci kez evlenmiştir Tüdanya.. Albüm için stüdyoya girdiğinde de 7 aylık hamiledir. Temmuz'un yakıcı sıcağında önünde bir kova buz, hem yiyip hem şarkı söyler. Bu kadar zahmetine de değer... Seni Sevmeyen Ölsün şarkısını seslendirdiği bu albüm tam 2 milyon satar. Üstelik korsanlar hariç.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 8

Ondan sonra da kendi deyimiyle "Türkan Şoray gibi hisseder. " Röportajlar, gazetelerde çıkan boy boy resimleri... Bülent Ersoy, Yüksel Uzel, İbrahim Tatlıses gibi yıldızlarla aynı sahneyi paylaşır. Üstelik kendisi de bir yıldızdır artık. Şarkılı- türkülü filmlerin, arabesk furyasının sinemayı da kasıp kavurduğu bir dönemdir o.. Sinema filmleri için de kamera karşısına geçer.

Ama 1990'ların sonlarına doğru işler tersine dönmeye başlar. Bugün şarkıyı hiç dinlememiş olanların bile o meşhur nakaratını ezbere bildiği Seni Sevmeyen Ölsün şarkısının başarısını bir daha tekrarlayamaz. Çıkardığı kasetlerden para bile kazanamaz olmuştur artık.

O da piyasanın değişen koşulları yüzünden köşesine çekilmeye karar verir. Zaten kendi deyimiyle 'o dünyanın insanı değildir.' 25 yıl bu piyasada çalıştığı halde hiç dostu olmadığını söyleyen Tüdanya 2000'de bir albüm daha çıkarır. Ama artık dinlenen müzik türü de değişmiştir, onun dinleyicisi de... Yine de hayranları için unutulmaz bir isim, onu hiç dinlememiş olanlar için de "Seni Sevmeyen Ölsün" şarkısına can veren kadındır o... Tüdanya şimdi, İzmir'de ailesi ve çocuklarıyla sakin bir hayat sürdürüyor.

BIRAKAMAM SENİ BEN, YANIMDAN GİDEMEZSİN Gerçek adıyla Esen Ağan'ın ya da herkesin bildiği adıyla Esengül'ün öyküsü

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 12Gencecikti... Ve öyle bir sesi vardı ki...Dinleyenin içini titretirdi... Taht Kurmuşsun Kalbime adlı şarkıyla hala hatırlanıyor ama, o aslında dönemine damga vuran müthiş bir arabesk repertuarına sahipti... Gerçek adıyla Esen Ağan'ın ya da herkesin bildiği adıyla Esengül'ün öyküsü de katıldığı bir ses yarışmasıyla başladı..

Konservatuar mezunu bir annenin kızıydı.. Bu yüzden en büyük destekçisi annesiydi... Sokak Çocuğu Ali'ye plaklarında vokal yapan Esengül, ilk 45'liğini 1971'de yaptı. Cavit Deringöl, A. Nail Bayşu, Orhan Akdeniz ve Selami Şahin'le çalıştı.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 14Bir kuşağın gönül telini titreten Esengül, en ünlü ve gözde olduğu zamanlarda bile pavyonlarda calışan Esengül'ün karmaşık ve biraz da karanlık bir özel yaşamı vardı. Bu yönüyle de ilgi çekiyordu.

Adnan Şenses'le imam nikahıyla evlenen Esengül'ün onu terk edip Beşiktaşlı futbolcu Tayfun'a kaçışı da dönemin magazin basınında yer işgal etmişti..

Sadece müzisyen ve futbolcularla değil kabadayılarla da ilişkisi vardı Esengül'ün. Hatta Oflu İsmail'in onun uğruna gazino sahibi öldürdüğü söylendi. Bir rivayete göre de 'Çırpınırdı Karadeniz' söylemediği için tehdit almıştı.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 171979 yılında bu olayların ardından gizemli bir trafik kazasında yaşama veda etti. Esengül, bu olaydan yirmi gün sonra, yanında bir işadamı ile birlikte Ataköy'de geçirdiği trafik kazası sonucu öldü. Bunun bir hesaplaşma olduğuna dair haberler nedeniyle cinayet masası olayı sorguladı, ancak kazanın aşırı alkol ve hızdan olduğuna hükmedildi. Yaşamı sadece 24 yıl sürmüştü... Bazı hayranları uzun süre onun öldüğüne inanmadı.. Gözlerden uzak yaşamak için öldüğü haberlerini yaydığını da ileri sürdü.

AŞK BENCE SEN DEMEKTİR Biricik Hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 18Bugün adı sanı pek bilinmeyen arabesk yorumcularından biri de Biricik.... Vurmalı çalgılar ustası Burhan Tonguç'un üvey kızı olan Biricik, arabesk furyasında Orhan Gencebay'ın karşısında oynayan kadın başrol oyuncularına sesini vermişti.

Yani yüzünden çok sesiyle tanınırdı Biricik. Gencebay ile düet yaptığı En Büyük Sır o dönemde fırtınalar koparmıştı. Çıkardığı 'Aşk Bence Sen Demektir/Dermansın Gel' adlı 45'lik çok tutunca birbiri ardına Long Play'ler çıkardı. Ama en çok Orhan Gencebay şarkıları seslendirdi.

Aslında onu diğer arabeskçilerden ayıran çok çarpıcı bir özelliği vardı: Şarkıların düzenlemeleri rock tınılarına daha yakındı. Biricik, bir dönem üvey babası Burhan Tonguç'un Vedat Yıldırımbora'yla kurduğu deneysel grup Metronom'da da şarkı söyledi.

Artık tamamen kayıplara karışan Biricik'le ilgili bilinenlerden bir kaçı da küçük yaştayken Selda Bağcan'ın bir albümünde perküsyon çaldığı, Dadaşlar grubuyla çalıştığı, hatta ünlü Geceyarısı Ekpres filminin başında duyulan sesin de ona ait olduğu.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 22Uyuşturucu bulundurduğu için bir süre Adana cezaevinde kalan Biricik ile ilgili duyulan en son not ise bir dönem gazeteci Ümit Oğuztan'la evlilik yaptığı. Sözün kısası bir döneme iz bırakıp fırtına gibi geçip gitmiş bir ses onunki.

GERÇEKTEN DE ACILARIN KADINIYDI Bergen hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 23Arabesk gırtlağı en iyi kullanan, unutulmaz seslerden biri... Ya da diğer adıyla Acıların Kadını Bergen... Gerçek adı Belgin Sarılmışer olan şarkıcı kocası Halis Serbest tarafından yüzüne kezzap atıldığı için bir gözü yok olmuştu ve bu yüzden yüzünün o bölgesini saçlarıyla kapatıyordu. Ancak oğlu daha sonradan hazırladığı internet sitesinde bunun annesinin ünlü olmasını sağlamak için uydurulan bir yalan olduğunu iddia etmişti. Sebep ne olursa olsun o arabesk dünyasının unutulmaz kraliçelerinden biri.. Artık yaşamasa bile...

Ankara Devlet Konservatuarı Piyano bölümünü giren ama maddi sıkıntılar nedeniyle bitiremeyen Bergen, yaşını büyülterek bir süre PTT’de çalıştı.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 261979’da arkadaşlarıyla eğlenmek için gittiği Feyman Gece Kulübü’nde sahneye çıktıktan sonra çalışması için aldığı teklifi kabul etti. Feyman Gece Kulübü'nde Grup Lokomotif orkestrası ile birlikte Türk Sanat Müziği, Türk Hafif Müziği ve dönemin modası olan arajmanlardan oluşan repertuarlarla sahne aldı. Ankara'dan sonra iş için Adana’ya giden Bergen, burada Halis Serbes’le tanıştı ve bir yıl sonra da evlendi.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 27Şarkıları ve albümleriyle ortalığı kasıp kavuran Bergen, konser için gittiği Adana’da uğradığı bıçaklı saldırıdan son anda kurtuldu.

Nisan 1989’da kocasından da resmen boşanan Bergen, Haziran 1989’da sahnelere dönüşünü, hayattayken ki son albümü olan “Yıllar Affetmez” ile yaptı. Yoğun bir ilgiyle karşılanan albümün tanıtım turnelerine başlayan sanatçı 14 Ağustos 1989'u 15 Ağustos'a bağlayan gece Adana Pozantı’da boşandığı eşi tarafından kurşunlanarak öldürüldü.

DERT BENDE DERMAN SENDE AŞK BENDE FERMAN SENDE Mine Koşan Hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 28Güçlü ve biraz da erkeksi sesiyle, sapneye hakim tavırlarıyla arabeskin gerçek anlamdaki kraliçelerinden biri Mine Koşan..

Hala zaman zaman televizyon ekranlarında gördüğümüz sanatçı eşi Vedat Yıldırımbora'nın 'Yağmur' şarkısıyla adını duyurdu.

Ömer Faruk Tekbilek'ten Arto Tunçboyacıyan'a pek çok ismin çaldığı Metronom'un asıl solisti olan Koşan, 1980 yılına kadar pek çok 45'lik plak çıkarttı.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 31Orhan Veli'nin şiirinden bestelenen arabesk 'Anlatamıyorum', aykırı plaklarından.

Bir dönem Vedat Yıldırımbora ile Mısır'a yerleşen Mine Koşan'ın Kahire'de 'Arap âleminin en büyük sazları eşliğinde' verdiği efsane konserler ve kayıtlarından derlenen plaklar da unutulmazlar arasında.

Gazinolar kapandığından beri pavyon tabir edilen küçük gece kulüplerinde şarkı söylüyor. Arada bir televizyona çıkıyor. En ünlü şarkısı ise ismiyle özdeşleşen Dert Bende..,

KİM BİLİR BU GİDİŞİN DÖNÜŞÜ OLACAK MI... Bahriye Tokmak Hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 341981'in yılbaşı gecesiydi... O dönemde henüz 'renklenmemiş' olan siyah- beyaz televizyon ekranlarından yükselen bir ses ulaştığı herkesi kelimenin tam anlamıylas'dondurdu'. "Kimbilir bu gidişin dönüşü olacak mı?" diyordu bu ses..

O andan itibaren herkes o sesi ve onun sahibini konuşuyordu. Bazıları sesini bir dönemin unutulmaz şarkıcısı Ümmü Gülsüm'e bile benzetti.

İşte zaten o zamana kadar gazinolarda adını duyurmaya başlayan Bahriye Tokmak'la tüm Türkiye'nin tanışması o yılbaşı gecesi oldu...

Manisa doğumlu Bahriye Tokmak; ya da herkesin onu tanıdığı adıyla Kibariye... İşte o gün bugündür Türkiye'nin popüler kültür tarihinin en dikkat çeken satırları arasında yerini aldı.

İşte Kibariye'nin Manisa'nın Akhisar da başlayıp İzmir Fuarı'na oradan da gösteri dünyasının kalbi olan İstanbul'a özenen yaşam öyküsünün özeti..

8 çocuklu bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş Bahriye Tokmak. Babası ayakkabı boyacısı annesi ise ev kadınıydı. 8 çocuklu güçlükle geçinen bir aileydi onunki.

O kadar dobra bir insan oldu ki her zaman Kibariye, yaşadığı güçlükleri hiçbir zaman kimseden saklamadı. Çocukluk yıllarında karınlarını doyuramayacak kadar yoksul olduklarını söyleyecek kadar...

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 36Bir röportajında o günlerini şöyle anlatıyordu Kibariye; "Babamın kazandığı boya parasıyla geçiniyorduk. Karnımız doymuyordu, inanılmaz fakirlik vardı. Bir kilimin üzerinde yatıyorduk... Ben o yoksulluğu yaşadım ama o günler de güzeldi. Annemle babamın nikahını ben para kazandıktan sonra kıydırdık."

Onun kaderini değiştiren ise güçlü sesiyle söylediği şarkılar oldu. Ünlü şarkıcı bu işe "ailesi için" başladığını anlatmıştı bir röportajında. "Tek isteğim kardeşlerimin karnını doyurmaktı. Annem elindeki dört zeytinin hesabını yapardı. Mucize diye bir arkadaşım vardı, beni bir işe götürdü. Sesimi duyunca Enver ağabey 'Bu kız kim?' diye sormuş. O gün kazandığım azıcık parayla buzdolabını doldurmuştuk."

Ondan sonra da Kibariye her akşam şarkı söylemeye başladı. Sesi çok beğenilince sürekli yeni işler aldı. Sahnede, Orhan Gencebay, Gönül Akkor ve Esengül'ün 45'liklerindeki şarkıları seslendirdi. Akhisar'da yayılmaya başlayan ünü onu İzmir'e taşıdı.

İzmir Kordon'daki Çağlayan Pavyon'da yaşı tutmadığı için kaçak olarak çalıştı Kibariye. Artık babaannesi de dahiyl tüm ailesini yayına almıştır ve onları geçindirme görevi onun omuzlarındadır.

Henüz 19 yaşındayken Tunay Ürek ile ilk evliliğini yaptı. Yıl 1979'du. 1980'li yıllarda da İzmir Fuarı'nda sahneye çıkmaya başladı. İşte bu Kibariye'nin yani o zamanki adıyla Bahriye Tokmak'ın hayatındaki dönüm noktası oldu.

Sesiyle Fuar'a giden tüm sanatçıların dikkatini çekti. Onun güçlü sesiyle büyüledikleri arasında Muzaffer Özpınar da vardı. Özpınar, bu güzel sesli şarkıcıdan İstanbul'da Stardust Gazinosu'nu işleten Turgut Akyüz'e bahsetti. Akyüz de Kibariye'yi dinlemek isteyince genç şarkıcı İzmir'den İstanbul'a doğru yola çıktı. İşte bu yolculuk onun hayatını değiştirdi.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 39Gazinocu Turgut Akyüz tarafından çok beğenilen Kibariye Stardust gazinosunda sahne almaya başladı. Stardust'ta onu dinlemeye gelenler arasında Sezen Aksu, Müjde Ar, Şener Şen, Gönül Akkor, Zeki Müren, Adnan Şenses gibi ünlü yıldızlar da vardı.

Kibariye çok kısa sürede gerek sesi, gerekse yorum her şeyden önemlisi de doğallığıyla tüm medyanın dikkatini çeker. Böylece bir teklif 1981'in yılbaşı gecesi TRT Televizyonu'ndan geldi. Seslendirdiği Kimbilir adlı şarkıyla onun için yepyeni bir hayat başladı.

Kariyerindeki hızlı çıkış sürerken bir dönem özel hayatında hiçbir şey istediği gibi gitmedi Kibariye'nin. 17 yıllık eşi Tunay Ürek'ten ihanet yüzünden ayrıldı. Ama mutluluğu ikinci evliliğinde buldu. Annesinin tüm itirazlarına rağmen kendisinden 18 yaş küçük şoför Ali Balçık ile evlendi. 39 yaşında da kızı Birgül'ü dünyaya getirdi.Kazandığı tüm şöhrete rağmen her zaman dobralığını korudu Kibariye; hep olduğu gibi göründü, göründüğü gibi oldu.

Bugün kendi alanında Türkiye'nin en güçlü seslerinden biri.

GÖZLERİNİN KARASI, OLDU YÜREK YARASI Ceylan Avcı'nın yaşam öyküsü

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 40Yeşilçam'ın Küçük Ceylan'ı Ceylan Avcı'nın yaşam öyküsü 26 Haziran 1974'te Tunceli'de başladı. Onun hayatı da aslında oynadığı arabesk filmleri, söylediği ağdalı şarkıları aratmayacak türden. Küçük yaşta halasının oğluyla evlilik yapar Ceylan. Henüz 16 yaşındadır... 9 ay sonra da 9 ay sonra Melodi adlı bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Kendisi de çocuktu ama bir çocuk sahibiydi artık.

Ancak bu evlilik Avcı ailesinin sonu oldu. Sahne dünyasında saz çalarak para kazanan, daha sonra kızı sayesinde zengin olan baba Ahmet Avcı, kızının servetini yeni kocasına kaptırdı. Plak şirketi battı. Parasız kalan Ahmet Bey biraz para kazanabilmek uğruna, karısının pasaportunu satmaya kalkarken yakalandı.

Ceylan bir yıl sonra boşandı. Yakınlarının söylediğine göre bekarlık ona yaramadı. Her gece bir barda sabahlayan Ceylan'ın sarhoş haliyle çekilen fotoğraflarının altında şu soru vardı: "Ceylan nereye gidiyor?" Yakınlarının yorumu da acıklıydı: "Gece yalnız başına barlara gidip sabah geliyor. Ne olacak bu kızın sonu?"

Ceylan bunalımdaydı. Bundan sonra kendisine sık sık sevgili buldu. İki sevgilisiyle imam nikahı kıydırdı.

1995'te aşık olduğu Yıldıray Gürgen, Ceylan için eşini terk etti. İmam nikahıyla evlendiler. Daha sonra Yıldıray adında bir oğulları dünyaya geldi. Ama Gürgen'in babası bebeğin oğlundan olmadığını söyleyince imam nikahlı sevgililer ayrıldılar.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 43Gencecik yaşında 4 evlilik yapan Ceylan, "hayatımın erkeğini bulamadım" diyerek bunalıma girer. O sırada ablası Nazan ona bir haber verir: Şu an hapiste olan Yaşar Öz var ya, sana hasta oluyormuş. Seninle tanışmak istiyor," der. Ceylan'ın cevabı aynen şöyledir: "Çok memnun olurum. Hatırladığım kadarıyla Yaşar Öz hoş bir adamdı."

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 44Ceylan'ın karmaşık özel hayatı bu ilişkiyle bir kez daha basına taşınır.

Ceylan şimdilerde 35 yaşında bir yetişkin ve artık arabesk değil arabesk motifler de içeren halk müziği şarkıları seslendiriyor.

ÖLÜMÜ DE ARABESK OLDU Karacabey Hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 45Onun adını ancak arebesk müziğin gerçek tutkunları bilirdi. Ama onlar için kelimenin tam anlamıyla kraldı... 1962 yılında başlayan yaşam yolculuğu onu 1986 yılında şöhret durağına getirdi.

İlk albümü "Sensizlik Öyle Zor ki"yi bu tarihte çıkardı. Bu tarihten sonra 19 albüme daha imza atan Cavit Karabey'in bestelediği, "Seni Sevmeyen Ölsün, Sevdiğimi Biliyorsun, Çift Camlardan Ses Gelmiyor, Vay Be, Mihriban, Allah'ından Bul, Geceler" isimli parçalar en tanınmış eserleri arasında yer alıyor.

Arabeskin kralı olarak anılan Karacabey 2008 yılında program yapmak için gittiği Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde kaldığı otelde ölü bulundu. Cenazesine sadece 40 kişi katıldı.

KARA KAŞLI ESMERDİ KİM BİLİR KİMİ SEVDİ Orhan Gencebay Hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 48Pek çok kesim tarafından arabeskin kurucusu olarak anılsa da o bu terimi "yanlış" ve "eksik" diyerek tanımlıyor. Gencebay müziğe 6 yaşında, Rus konservatuvarı mezunu ve aslen Kırım göçmeni eski bir opera sanatçısı olan klasik batı müzisyeni Emin Tarakçı'dan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında bağlama ve Türk Halk Müziği dersleri almaya başladı. 10 yaşında ilk beste çalışması olan Kara Kaşlı Esmerdi Kim Bilir Kimi Sevdi isimli eseri yaptı.

13 yaşında Türk Sanat Müziği ve tambur eğitimi almaya başladı. Ortaokul ve lise yıllarında Samsun, Edirne ve İstanbul musiki cemiyetlerinde yaylı tambur, THM cemiyetlerinde ise bağlama çaldı. Samsun ve İstanbul'da halk evlerinin kuruculuğunu yaptı. Kendi açtığı müzik dershanelerinde öğretmenlik yaptı. İlk profosyonel bestesi Ruhumda Titreyen Sonsuz Bir Alevsin'i 14 yaşında yaptı.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 4916 yaşından itibaren jazz ve rock müziği ile ilgilenmeye başladı, batı nefesli sazlardan oluşan orkestralarda tenor sax çaldı. Istanbul'a gelerek, Türkiye'nin ilk konservatuarı ve eski adı Dârülelhan olan İstanbul Belediye Konservatuvarı'na girdi, bir süre icra heyetinde bulundu.

1964 yılında TRT Ankara Radyosu sınavına girdi ve yüksek başarıyla kazandı. Fakat, sınavda usulsüzlük olduğu gerekçesiyle sınav iptal edilince, müzik çalışmalarına ara vererek askerlik sebebiyle İstanbul'a gitti. Vatani görevini Heybeliada'da bahriyeli olarak sürdürdüğü yıllarda merasim bölüğü bandosunda saksafon çalmaya devam etti.

Çıkardığı türkü plaklarından sonra 1968 yılında ilk serbest çalışmalar plağı Sensiz Bahar Geçmiyor/Başa Gelen Çekilirmiş'i çıkardı. Bundan sonra Topkapı Plak ve İstanbul Plak'tan seri olarak plaklar çıkarmaya devam etti. 1969 yılında çıkardığı Bir Teselli Ver/Yorgun Gözler 45'liği ile Türkiye çapında ün yaptı.

Sinemada arabesk rüzgarların estiği dönemin yıldızlarındandı Gencebay. Başrol oynadığı filmler onun şarkılarıyla renklenir bu müziğin tutkunlarını sinema salonlarına çekerdi.

Bir dönem yaptığı müzik türü TRT ekranlarında yasaklanan Gencebay buna rağmen müziğinin tutkunlarına ulaşmayı başardı. Müzik dünyasındaki saygın yerini hala koruyor ve müzikal alanda yeni ve farklı çalışmalarını sürdürüyor.

HUZURUM KALMADI... Ferdi Tayfur Hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 52Hayat öyküsü 1945 yılında Adana'nın Hürriyet Mahallesi'nde başladı. Babası Cumali, dönemin en ünlü dublaj sanatçısı olan ve Yeşilçam'ın bir çok yıldızına sesini veren Ferdi Tayfur'un hayranı olduğu için ortanca oğluna Ferdi Tayfur adını verir. Baba Cumali'nin en büyük arzusu oğlunun iyi bir eğitim görmesidir.

Ama Cumali, oğlu daha o küçücük yaşındayken öldürülünce Ferdi Tayfur'un öğrenim hayatı da yarıda kesilir. Okulu bırakmak zorunda kalır Ferdi Tayfur. Çiftlikte çalışır ve ailesinin geçimine katkıda bulunur. Ama daha gencecik yaşında aklının ve yüreğinin bir köşesinde hep o hayali taşır: "Bir gün ünlü bir şarkıcı olacaktır." Çukurova'da pamuk tarlalarında traktör şoförlüğü yaparak geçirdiği günler boyunca bu hayaliyle bir türlü vedalaşmaz Ferdi Tayfur.

Hayalini gerçekleştirmek için Adana'dan İstanbul'a gelir. Albüm çıkarmaktır amacı. Ama o dönemde onun kadar genç şarkıcılara rağbet yoktur henüz. Bu yüzden tekrar Adana'ya döner. Yine pamuk tarlalarında traktör şoförlüğü yapmaya devam eder. Takvimler 1968 yılını gösterdiğinde bir kez daha İstanbul'a gelip şansını dener Ferdi Tayfur. Bu kez de Seda Plak ile iki plaklık bir anlaşma yapar.

Ama o da hayal kırıklığı olur onun için. Yine talihini yenememiştir.

Ümitsizlik içinde tekrar Adana'ya döner. Ancak o hiç pes etmez. Hatta o dönemi anlatırken " "Yılmadım, inatla çalışmaya devam ettim. Traktör başında bile şarkı besteliyordum" diyor Ferdi Tayfur.

1973 yılında Görsev Plak adına yaptığı "Kır Çiçekleri" adlı 45'lik, ancak Ferdi'nin geçimini sağlamaya yeter. Ama aradığı, istediği çıkışı bir türlü yapamaz.

Ama artık kader yavaş yavaş ona gülen yüzünü göstermeye başlamıştır. Satılan her plak başına 1 lira alan Ferdi Tayfur geçim zorlukları içinde nişanlanır ve kısa bir süre sonra evlenir.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 551974 yılında yaptığı "Bana Gerçekleri Söyle" adlı 45'lik ile adını yavaş yavaş duyurur Ferdi Tayfur. Çocuk yaşta yoksulluğun bütün acısını benliğinde hisseden Ferdi Tayfur, ailesine, kardeşlerine ve cezaevinde olan ağabeyisine bakmak için daha büyük bir hırsla şarkıcılıktaki iddiasını sürdürme savaşına girer.

"Bana Gerçekleri Söyle" ile piyasada adını duyuran Ferdi Tayfur, 1975 yılında Elenor Plak'a transfer olur. Önce "Bırak Su Gurbeti", ardından da "Çeşme" adlı şarkısı ile adını duyuran genç şarkıcı zirveye adım adım yaklaşır. "Çeşme" ile şöhret basamaklarını ikişer ikişer tırmanan Ferdi Tayfur'a sinema kapıları da açılır. 1976 yılında "Çeşme" filmini çekerken Necla Nazır ile tanışır ve ona aşık olur.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 57Adını Arabesk müziğin "Dev"leri arasına yazdıran Ferdi Tayfur, gazino neonlarının baş köşesindeki yerini de kısa zamanda alır. Gazinocular, filmciler ve plak yapımcıları Adana'nın bu bağrıyanık şarkıcısını kapısını aşındırır. Allah "Yürü ya kulum" demiştir artık. Ferdi hayallerini gerçekleştirmiştir.

Dillere düşen şarkılarını sinemada aynı isimle filme çeken Ferdi Tayfur, çok sayıda film çeker. Şarkıcılık, sinema oyunculuğunun yanı sıra, yönetmenlik arzusuyla yanıp tutuşan Ferdi Tayfur, "Haram Oldu", "İçimde Bir His Var", "Ya Benimsin Ya Toprağın", "Canına Okuyacağım", "Sevgiler Çiçek Gibi" ve "Affet Allah'ım" gibi filmlere yönetmen olarak da imzasını atar.

ADINI SEN KOY... Müslüm Gürses'in hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 58 Kendine özgü ağdalı sesiyle aha çok hüznü, sevgiyi ve acıyı anlatır Müslüm Baba... Hayranları onun şarkılarıyla kendilerinden öylesine geçer ki, bir dönem ünlü Gülhane konserlerinde sahnede o varken hayranları vücutlarını jiletle doğrardı.

Çocukluğunun ilk yıllarını Şanlıurfa`da geçirdikten sonra, ekonomik nedenlerden dolayı ailecek Adana'ya göç ettiler. Daha sonra annesi Emine hanım babası tarafından vurularak öldürüldü.

1968 yılında henüz 15 yaşındayken , bir çay bahçesinde şarkılar söylemeye başladı. Terzi çıraklığı yaptı, o yıllarda şans eseri bir gazinoda çıkarak sanat yaşamının kapısını araladı.

1967 yilinda TRT-Adana-Cukurova radyosunda her hafta türküler söyledi. 1968 yılından itibaren piyasaya ilk 45'likleri çıkarmaya başladı. Askerliğini yaptıktan sonra, tekrar İstanbul'a gelerek müziğe kesin dönüş yaptı genellikle müslüm baba olarak anılır gençlerin çoğuda müslüm gürses dinlemektedir.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 60Müslüm Baba`nın hayatındaki en talihsiz olaylardan biri Tarsus`tan Adana`ya dönerken geçirdiği trafik kazasıdır. 1978 yılında vuku bulan bu kazada Müslüm Gürses ölümden döndü. Alnı çok ciddi biçimde zedelendiğinden dolayı, kafasına beynini koruyacak plaka takıldı. Bu kazadan dolayı koku alma duyusunu neredeyse tamamiyle yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gördü. Sorulara geç veya ilgili görünmeyen cevaplar vermesi, sanıldığının aksine sürekli sarhoş olduğundan değil, hastalığından kaynaklanıyor.

Daha sonra hayata sıkı sıkı tutunan Müslüm Gürses, oyuncu Muhterem Nur`la hayatını birleştirdi. Müslüm Baba kısa sürede kendisine ve şarkılarına burun kıvıran entelektüel kesim tarafından da kabul gördü.

MAĞARADA DOĞRU İMPARATOR OLDU İbrahim Tatlısesin Hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 62İşte Türkiye'nin en dikkat çeken başarı öykülerinden birinin kahramanı.

Şanlıurfa'da bir mağarada doğdu... Babası o küçüken cezaevine girdiği için baba sevgisinden uzak büyüdü.

Daha sonra "taşı toprağa altın" İstanbul'a geldi... Burada inşaat işçiliği yaptı...

Sesinin güzelliği onu bugünlere taşıdı.

Sabuha ve Ayağında Kundura ile yakaladığı şöhret onu bugünlere getirdi.

ACILARIN ÇOCUĞU GÖZÜ YAŞLI EMRAH Küçük Emrah'ı Hayatı

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 65Yeşilçam'en gözü yaşlı Küçük Emrah'ı da arabesk tutkunlarının gözdelerinden. Onun öyküsü 1971 yılında Diyarbakır'da başladı. Emrah İpek ya da herkesin tanıdığı adıyla Küçük Emrah ilk albümü ortaokula Diyarbakır'da devam ederken çıkardı.

Bu onu müzik dünyasına Küçük Emrah olarak tanıtan albüm oldu. 1985 yılında "Gülom" alübümü piyasaya çıktı ve "Zavallılar" filminde başrol aldı. 1985'de "Yaralı" albümü büyük ilgi duydu. Ardından "Boynu Bükükler" ve "Ayrılamam" albümleri ile satış rekorları kırdı. Ayrılamam albümü 2 buçuk milyondan fazla sattı.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 671990'lı yıllardan itibaren albümlerinde kendi bestelerine yer veren Emrah, kariyerine aynı hızla devam etti. "Neşeliyim", "Hoşgeldin Gülüm" ve "Sen Gülünce" albümleriyle çok başarılı oldu. 1993'ten sonra adındaki "küçük" ekini kaldırarak, pop dünyasına adım attı.

SİZİ SEVMEYEN ÖLSÜN ARABESKİN KRAL VE KRALİÇELERİ 2010 / 69Ayrıca "Haydi Şimdi Gel" ile şu ana kadar en başarılı albümümüne sahip oldu. Albüm üç buçuk milyon sattı.

Emrah bugün artık 'küçük' değil ama başarılı kariyeri hala sürüyor.

Türk Hükümeti'nin İsrail'e karşı yaptıkları ve söyledikleri sizi tatmin etti mi?
Evet
Hayır
Fikrim Yok
Diğer

Detaylı hava durumu için tıklayın

Yorumlar

SÜNNET ETMEK ALLAH'IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRMEDİR ! KURAN'A ÖLÇÜSÜNE GÖRE ÇOCUKLARIN SÜNNET EDENLER ALLAH'IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRMİŞ OLMAKTADIRLAR, BUNUN MANASI ŞEYTANA PAY OLMAKTIR
Bilindiği gibi, hadis öğretisine bağlı bütün mezheplerde çocukların sünnet edilmesi olayı vardır, Kuran öğretisine göre yasak olan bu ve benzeri işlemler, rivayetler dini mensupları tarafından özellikle sünnet ameliyesini fıtrattan saymak suretiyle farz kabul etmişlerdir. Hal bu ki, Kuran'ı esas alarak olaya baktığımızda bu tür işlemlerin İslam dininde kabul görmesi mümkün değildir. Şöyle ki: Konuyla ilgi olarak Ehli sünnet tarafından delil kabul edilen rivayet örneklerini yazdıktan sonra, Kuran'dan konuyla ilgili ayet meallerini de yazarak, okuyucunun karşılaştırma yaparak değerlendirmede bulunmasına olanak sağlamaya çalışacağım.
KONUYLA İLGİLİ OLARAK İLERİ SÜRÜLEN RİVAYET ÖRNEKLERİ:
92- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İbrahim (aleyhisselâm) Kaddûm nâm-bazısı da şeddesiz olarak Kadûm demiştir- mevkide seksen yaşinda olduğu halde sünnet oldu." (K.S. 2150 C.7 S.531 Akçağ 1988 alıntıları, Buhari, İsti’zân 51, Enbiya 8; Müslim, Fedâil 151,(2370))

Yukarıda ki, metinde de her ne kadar, Kadûm nam mevkide İbrahim peygamber sünnet oldu falan diyorsa da, Metnin aslında, İbrahim peygamber seksen yaşinda keserle sünnet oldu şeklindedir. Kaddûm keser demektir, “bil Kaddûm“, keser ile manasınadır.

93- Useym İbnu Kesir İbni Küleyb an ebihi an ceddihi’nin anlattığına göre (ceddi Küleyb) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Müslüman oldum! der. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm; “Üstünden küfür saçını at!"der ve tıraş olmasını söyler. Useym’in babası dedi ki: “Bana bir başka (sahabe)nin bildirdiğine göre Aleyhissalâtu vesselâm, beraberinde olan bir diğerine de; “Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!"buyurmuştu." (K.S. 3817 C.11 S.33 Akçağ 1991 alıntısı, Ebû Dâvud, Tahâret 131,(356) )

Bu uydurma rivayetleriyle de, Müslümanların sünnet olması gerektiğini rivayet ettiler. Rivayetlerine delil olarak ta peygambere isnat ettikleri hadiste. İbrahim peygamberin seksen yaşinda keserle sünnet olduğu rivayeti ile Müslüman olan bir kimsenin derhal sünnet olması gerektiği rivayetidir. İbrahim peygamber için söyledikleri alay etmekten başka bir şey değildir. Sünnet olayının yaygın bir şekilde uygulandığı toplumlarda dahi, bir kimseye baban seksen yaşinda balta veya keserle sünnet oldu deseler bunu hoş karşilamaz alay olarak kabul eder. Böyle bir iddiayı İbrahim peygambere yakıştırdılar. bununla da yetinmediler, kızlarında sünnet olması gerektiği yolunda iddia ve rivayetlerde bulundular. Ayrıca sünnetin kendilerince ne kadar iyi bir şey olduğu konusunda şu tür izahlarda bulundular:
94- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak." (K.S. 2147 C.7 S.523 Akçağ 1988 alıntısı, Buhâri, Libas 63, 64, İsti’zan 51; Müslim, Taharet 39,(257); Muvatta Sıfatu’n Nebiyy 3,(2,921); Tirmizi, Edeb 14,(2757), Ebû Dâvud, Tereccül 16, (4198); Nesai, Taharet 10,11,(1,14,15,))

Böylece sünnet olmayı fıtrattan saydılar.

Kızların sünneti için ise:

95- Ümmü Atiyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın Medine de kızları sünnet ederdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırarak) kendisine: "Derin kesme. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir, koca için daha makbuldür" diye talimat verdi." (Ebû Dâvud, Edeb 179, (5271)) Rezin rivayetinde Resûlullah şöyle buyurur: “Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme, bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık, kocaya daha çok haz verir." (K.S.2153 C.7 S.534 Akçağ 1988)

Ehli sünnetçe, Kelime-i Şehadet Ete olduğu gibi, Müslüman ile kâfiri birbirinden ayıran âlamet olarak kabul edilen sünnet ameliyesi, bazı Sünni önderlerce vacip ve hatta farz denecek kadar mühim bir emir kabûl edilmiştir. Şafiiler. “Bülüğ yaşına ermezden önce çocuğu sünnet etmek velisine vâciptir."derler. Bir kısım önderleri de, sünnet olmadıkça, mühtedinin Müslümanlığının noksan olacağına, sünnetsizin namazının câiz olmayacağına, kestiğinin yenilemeyeceğine, Kabe’yi tavaf edemeyeceğine hükmetmiştir. Hadiste bu hususta “İslama girince küfür tüyünü at, sonra sünnet ol" diye emreder iddiasındadırlar. Hülâsa bazı alim kabul ettikleri kimselere göre: “Hayatına mâl olacak dahi olsa."yaşlı kişinin bile sünnet olması gerektiği hükmünü verecek kadar bu meseleye ehemmiyet verilmiştir. Muhtar olan zamanda doğumun yedinci günüdür derler.

KIZLARIN SÜNNETİ: Kızlarında sünnetinden bahseden bir hadiste: “Hıtân, erkekler için sünnet, kadınlar için mekrüme (şeref verici)‘dır." denmektedir. Ebu Hanife, hadisin zahirine bakarak, sünnet erkekler için mendûb, Şafii ise her ikisi için de vacip hükmünü çıkarmıştır. Her hâl’u kârda sünnet mevzûunda kadınlarla ilgili olarak da farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bir kısım kimseler, bu meyânda, Maşrık kadınları ile Mağrib kadınlarının fizyolojik bakımından farklı olduklarını kâbul ederek, Maşrık kadınlarındaki yaratılıştan gelen fazlalık sebebiyle sünnetle yükümlü olduklarına hükmetmişlerdir. Kızların sünnet edilmesi hakkında, Aliyyu’l Kâri şöyle der: “Kadının yüzünü taze kılar ve güzelliğini arttırır. Şehveti teskin eder, cimayı lezzetli ve câzip kılar, kocanın karısına karşı sevgisini arttırır."Ebû Dâvud’un da bu konuda söylediği rivayette: “Medine’de bir kadın(ki ismi ümmü Atiye’dir) kızları sünnet ediyordu, Peygamber ona. “Fazla derin kesme, böyle yapman hem kadın için ahzâ (en ziyâde haz ve lezzet vesilesi) hem de kocası için daha hoştur” der."ifadesinde bulunuyorlar.

Sünnet olayına o kadar ehemmiyet veriyorlar ki, onu Kelime’i Şehadet’le özleştirerek, Müslümanlı kafiri birbirinden ayırma ölçüsü âlameti olduğunu, hatta hayatına mal alacaksa dahi bir kimsenin sünnet olması gerektiği şeklinde ısrar etmeleri ve sünnetin çok iyi bir şey olduğu yolunda övgüler ileri sürmelerine asıl temel neden ise. İslam Dininde bu tür ameliyelerin şiddetle yasaklanmış olmasından dolayıdır. Zira bu tür ameliye, Allah’ın yarattığını değiştirme manasındadır. Allah’ın yarattığını değiştirenler ise Kuran’da şeytanın payı olarak nitelendirilmişlerdir. Bu konuda Kuran’dan mealen:
KONUYLA İLGİLİ OLARAK KURAN'DAN MEALEN :
- Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür. 4/116
- O (Allah’a ortak koşa)nlar, O’nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar, inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar. 4/117
- (O şeytan)ki Allah ona lânet etti ve o da, “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım."dedi." 4/118
- Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allah’ın yaratışını değiştirecekler!"Kim Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyâna uğramıştır. 4/119
- (Şeytan) onlara söz verir, ümit verir, fakat şeytanın onlara va’di, aldatmadan başka bir şey değildir. 4/120
- İşte onların varacağı yer cehennemdir. Aslâ cehennemden kaçmak (imkânı) bulamazlar. 4/121

Görüldüğü gibi, bu konuda şeytanın kendisine, Allah’ın yarattıklarından pay alma tanımlaması; metodu, Allah’ın yarattığını değiştirme yolunda vereceği emirlerdir. Kim şeytanın bu emrini yerine getirirse şeytana pay olmuş olur. İsterse yaptığı değişiklik hayvanların kulaklarını yarma şeklinde olsun fark etmez. Allah, yaratılışı değiştirme olayı çerçevesinde hayvanların kulaklarının yarılmasına müsaade etmiyor. Nasıl olurda sünnet veya başka bir şekilde insanlar üzerinde değişiklik yapılmasına müsaade etmiş olsun. Yaratılışı değiştirme olayı, hiçbir ihtiyaç, hastalık gibi zaruretler olmadan, yaratılış üzerine yapılacak değişiklikleri kapsar. Zira, bir koyun kesilip yenile bilir bu yaratılışı değiştirme manasında değildir. Veya bir kimsenin çürümüş dişi çekile bilir; çürümüş böbreği alına bilir, bütün bunlar zaruret veya tedavi amaçlı ameliyelerdir. Saç sakal veya tırnağı kesmekte öyledir, yaratılışı değiştirme manasında değillerdir. Zira tırnağı kesmekle, parmağı kesmek arasında belli bir fark vardır, biri ihtiyaç içerikli ve geçici, diğeri sakatlayıcı ve kalıcıdır. Bu zamanda sağlıklı genler üzerinde meydana getirilen veya getirilmesine çalışılan değişiklikler yaratılışı değiştirme olayı kapsamına giren işlemlerdir. Ayrıca, nasıl ki bir kimse tipi değişsin diye hayvanların kulaklarını yararsa veya sağlıklı dişini çeker veya törpülerse, vücudunun her hangi bir yerinden sağlıklı bir organı daha güzel olur diye keser veya vücudunun her hangi bir yerinden bu bağlamda bir parça et veya deri keserse, kısırlaştırma veya hadım yaparsa, deriyi tahrip ederek dövme yaparsa, küpe için kulak delerek kulağın yapısını değiştirmek v.s. Gibi ameliyelerde bulunursa, bütün bu tür şeyler yaratılışa müdahale etmek suretiyle, Allah’ın yarattığını değiştirmedir. Bütün bunlar, Allah’a ortak koşmayla eş anlamlıdır. Bunları yapan şeytana pay olduğu gibi, asla cehennemden ebediyen kurtuluş imkanı bulamaz. Sünnet olmak yaratılışa müdahale etmenin onu değiştirmenin tipik bir örneğidir. Zira küçük, büyük, kadın, erkek, sağlıklı bir kimseden bu şekilde parça et koparmanın başka bir izahı yoktur.

Bu itibarla sünnet konusunda uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.
Fereç HÜDÜR
Fereç Hüdür

Detaylı arama yapmak için tıklayın

2010 © HaberCiniM - Güncel ve Objektif Haberin Doğru Adresi
Siirt Batman Mardin Diyarbakır Şanlıurfa Bitlis Hakkari Siirtliler batmanlılar mardinliler diyarbakırlılar Şanlıurfalılar Bitlisliler Hakkariler
Sitede yer alan yazı ve görsel içerikler kaynak gösterilmeden başka bir yerde yayınlanamaz.

YAZARLAR
SİYASET
GÜNCEL
SAĞLIK
EKONOMİ
EĞİTİM
DÜNYA
SPOR
YAŞAM
KÜLTÜR VE SANAT
BİLİM VE TEKNOLOJİ
SİİRT
DİYARBAKIR
BATMAN
MARDİN
ŞIRNAK
HAKKARİ
ŞANLIURFA
BİTLİS
ANASAYFA
SON DAKİKA
GÜNÜN HABERLERİ
GÜNÜN MANŞETLERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
RÖPORTAJ
BİYOGRAFİ
ARŞİV ARAMA
FORUM
KÜNYE
YAYIN İLKELERİ
SİTENE EKLE
İLETİŞİM

Medya Merkezi
Link Bankası
Hava Durumu
Harita Servisi
Gazete Sayfaları
Kur'an-ı Kerim
Turkcell Süper Lig
Yol Durumu
e-Devlet


GrupTR
Demir Kulak
Kurtalan Gazetesi
Kurtalan Belediyesi
Siirt56
Siirt Manşet
Umut Gazetesi
Siirtte.Net
Realist Haber
BG Tek Eğitim
Şenyurt Belediyesi
Klas Haber Gazetesi
Güneydoğu Olay
Diyarbakır Olay
Siirt Kültür DER
Siirt WebTV
Tozlu Haber
Mardin Life
STATS
Site İstik
Web İstatistik