Referandum sonucu değerlendirmesi şaşırttı
Bölüm bölüm harç ücretleri
Erdoğan Ağrı’da halka seslendi
Botokslu Seray Sever
Tanju'dan Arda'yı Kızdıracak Açıklama
Doğu ve G.Doğu Futbol Birliği kuruluyor - HaberCiniM - Güncel ve Objektif Haberin Doğru Adresi

25 Temmuz 2010 Pazar Saat 16:35
SPOR HABERLERİ
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
0 yorum
29 okunma
Bu haberi yazdır
Paylaş: Facebook.com Paylaş: Digg Paylaş: Del.icio.us Payla: Reddit Paylaş: Netscape Paylaş: Furl Paylaş: Yahoo Paylaş: Google
Siirtspor Başkanı Fadıl Akgündüz, Doğu ve Güneydoğu Futbol Birliği kuruyor.

Bingöl'de biraraya gelen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden 12 futbol kulübü ve taraftarlar dernekleri ile bazı amatör spor kulüpleri temsilcileri tarafından Türkiye Futbol Birliği kurulması kararı alındı.

Bingöl Ahmet Dursun Spor Kompleksi ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen toplantıya, Siirtspor Kulübü Başkanı Fadıl Akgündüz, Diyarbakırspor Kulübü Başkanı Çetin Sümer, Bingölspor Kulübü Başkanı Şeref Varolgüneş'in de aralarında bulunduğu 12 kulübün yöneticileri katıldı.

BİZİ TASFİYE ETMEK İSTİYORLAR
Hazırlanan bildiriyi okuyan Siirtspor Kulübü Başkanı Fadıl Akgündüz, Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) Doğu ve Güneydoğu kulüplerini tasfiye etmek istediğini, bu nedenle Bingöl'de toplandıklarını söyledi.

TÜRKİYE FUTBOL BİRLİĞİ KURMAK İSTİYORUZ
Toplantıda, Türkiye Futbol Birliğini kurma kararı aldıklarını bildiren Akgündüz, ''Takımlarımızın yer aldığı 18 takımlı gruplarda, sadece 2 veya 3 takımın bölge takımları olduğu göz önüne alındığında, bölgemiz takımlarının her sezonda 15 uzak deplasmana gitmesi söz konusuyken, batı takımlarının sadece 2 veya 3 uzak deplasmana gideceği görülmektedir. Bu adaletsiz durumun bir veya iki yıl içinde bölgemizde bulunan tüm profesyonel takımların amatör kümeye düşmesi sonucunu kaçınılmaz kılacaktır. Ya 2. ve 3. liglerde geçen sezon uygulamada olan bölgesel gruplar sistemine geri dönülmesini ya da 2. ve 3. ligde yer alan toplam 90 takımın 18'erli, 5 bölgesel grup olarak düzenlenmesini talep ediyoruz'' diye konuştu.

TFF tarafından, ülke genelindeki kulüplere verilen maddi desteğin adil bir şekilde dağıtılmadığını öne süren Akgündüz, şöyle devam etti:

AYRIMCILIĞA TABİ TUTULUYOR
''Talebimiz bu adaletsizliğin derhal giderilmesidir. Türkiye'mizin üçte bir nüfusuna sahip bölgelerimizin TFF Yönetim ve Kurullarında yüzde sıfır oranında temsili, bölgemiz takımlarının dışlanması ve ayrımcılığa tabi tutulmasının açık bir göstergesidir. Talebimiz TFF'nin derhal olağanüstü genel kurula giderek tüm bölgelerin Federasyonda adil temsilini sağlamasıdır. Taleplerimizin, TFF tarafından 6 Ağustos 2010 tarihine kadar yerine getirilmemesi halinde, 8 Ağustos 2010 tarihinde, Diyarbakır'da toplanarak birliğimiz çatısı altında düzenlenecek liglerin statüsü ve oluşumu hakkında karar alacağını TFF ve Türkiye kamuoyuna saygılarımızla deklare ederiz.''

Taleplerinin, TFF tarafından kabul edileceğini umduklarını ifade eden Akgündüz, ''Taleplerimiz kabul edilirse, biz de adil bir federasyon çatısı altında futbolumuzu sürdürmeye devam ederiz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu kulüpleri, TFF'den ayrılırsa futboldan ayrılmayacak sadece federasyondan ayrılacak ve kendi kurduğu birlik çatısı altında çok daha profesyonel ve çok daha hakkaniyetli bir futbolu bu bölgede seyrettirecek'' dedi.

''BU TOPLANTI TARİHE GEÇECEKTİR''
Toplantıda söz alan Bingölspor Kulübü Başkanı Şeref Varolgüneş de Bingöl'deki toplantıyı milli mücadele öncesi Atatürk'ün Erzurum ve Sivas'ta yaptığı kongrelere benzeterek, şunları söyledi:

''Atatürk, nasıl Erzurum'da, Sivas'ta Cumhuriyeti kurduysa, biz de Türk futbol tarihini bugün burada değiştireceğiz. Bu toplantı tarihe geçecektir. Federasyon başkanı benimle vatan, millet, bayrak konusunda yarışamaz. Bizim vatan aşkımızı, bayrak aşkımızı, millet aşkımızı ölçecek bir termometre henüz icat edilmedi. Onun için ben, federasyon başkanının derhal istifa etmesini istiyorum.''

Diyarbakırspor Kulübü Başkanı Çetin Sümer de Türk futbolunun mevcut federasyonla bir yere varamayacağını, dünya kupasında Türkiye'nin olmamasının da bunun en iyi örneği olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''Bingöl'den çıkan kıvılcım, Türkiye'yi ve Türk futbolunu aydınlatacak bir kıvılcımdır. Bizler, kökenimiz, etnik yapımız ne olursa olsun, Türkiye'ye ve Türk futboluna hizmet için varız. Gençlerimizi ve çocuklarımızın Türk Milli Takımı'nda oynaması için elimizden gelen çaba ve desteği her zaman sunduk. Bazı kafe köşelerinde, bazı bar köşelerinde, maalesef ve maalesef bizi küme düşürdüler. Türkiye Futbol Federasyonu'nu tanımıyorum.''

Türk Hükümeti'nin İsrail'e karşı yaptıkları ve söyledikleri sizi tatmin etti mi?
Evet
Hayır
Fikrim Yok
Diğer

Detaylı hava durumu için tıklayın

Yorumlar

SÜNNET ETMEK ALLAH'IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRMEDİR ! KURAN'A ÖLÇÜSÜNE GÖRE ÇOCUKLARIN SÜNNET EDENLER ALLAH'IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRMİŞ OLMAKTADIRLAR, BUNUN MANASI ŞEYTANA PAY OLMAKTIR
Bilindiği gibi, hadis öğretisine bağlı bütün mezheplerde çocukların sünnet edilmesi olayı vardır, Kuran öğretisine göre yasak olan bu ve benzeri işlemler, rivayetler dini mensupları tarafından özellikle sünnet ameliyesini fıtrattan saymak suretiyle farz kabul etmişlerdir. Hal bu ki, Kuran'ı esas alarak olaya baktığımızda bu tür işlemlerin İslam dininde kabul görmesi mümkün değildir. Şöyle ki: Konuyla ilgi olarak Ehli sünnet tarafından delil kabul edilen rivayet örneklerini yazdıktan sonra, Kuran'dan konuyla ilgili ayet meallerini de yazarak, okuyucunun karşılaştırma yaparak değerlendirmede bulunmasına olanak sağlamaya çalışacağım.
KONUYLA İLGİLİ OLARAK İLERİ SÜRÜLEN RİVAYET ÖRNEKLERİ:
92- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İbrahim (aleyhisselâm) Kaddûm nâm-bazısı da şeddesiz olarak Kadûm demiştir- mevkide seksen yaşinda olduğu halde sünnet oldu." (K.S. 2150 C.7 S.531 Akçağ 1988 alıntıları, Buhari, İsti’zân 51, Enbiya 8; Müslim, Fedâil 151,(2370))

Yukarıda ki, metinde de her ne kadar, Kadûm nam mevkide İbrahim peygamber sünnet oldu falan diyorsa da, Metnin aslında, İbrahim peygamber seksen yaşinda keserle sünnet oldu şeklindedir. Kaddûm keser demektir, “bil Kaddûm“, keser ile manasınadır.

93- Useym İbnu Kesir İbni Küleyb an ebihi an ceddihi’nin anlattığına göre (ceddi Küleyb) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Müslüman oldum! der. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm; “Üstünden küfür saçını at!"der ve tıraş olmasını söyler. Useym’in babası dedi ki: “Bana bir başka (sahabe)nin bildirdiğine göre Aleyhissalâtu vesselâm, beraberinde olan bir diğerine de; “Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!"buyurmuştu." (K.S. 3817 C.11 S.33 Akçağ 1991 alıntısı, Ebû Dâvud, Tahâret 131,(356) )

Bu uydurma rivayetleriyle de, Müslümanların sünnet olması gerektiğini rivayet ettiler. Rivayetlerine delil olarak ta peygambere isnat ettikleri hadiste. İbrahim peygamberin seksen yaşinda keserle sünnet olduğu rivayeti ile Müslüman olan bir kimsenin derhal sünnet olması gerektiği rivayetidir. İbrahim peygamber için söyledikleri alay etmekten başka bir şey değildir. Sünnet olayının yaygın bir şekilde uygulandığı toplumlarda dahi, bir kimseye baban seksen yaşinda balta veya keserle sünnet oldu deseler bunu hoş karşilamaz alay olarak kabul eder. Böyle bir iddiayı İbrahim peygambere yakıştırdılar. bununla da yetinmediler, kızlarında sünnet olması gerektiği yolunda iddia ve rivayetlerde bulundular. Ayrıca sünnetin kendilerince ne kadar iyi bir şey olduğu konusunda şu tür izahlarda bulundular:
94- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak." (K.S. 2147 C.7 S.523 Akçağ 1988 alıntısı, Buhâri, Libas 63, 64, İsti’zan 51; Müslim, Taharet 39,(257); Muvatta Sıfatu’n Nebiyy 3,(2,921); Tirmizi, Edeb 14,(2757), Ebû Dâvud, Tereccül 16, (4198); Nesai, Taharet 10,11,(1,14,15,))

Böylece sünnet olmayı fıtrattan saydılar.

Kızların sünneti için ise:

95- Ümmü Atiyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın Medine de kızları sünnet ederdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırarak) kendisine: "Derin kesme. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir, koca için daha makbuldür" diye talimat verdi." (Ebû Dâvud, Edeb 179, (5271)) Rezin rivayetinde Resûlullah şöyle buyurur: “Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme, bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık, kocaya daha çok haz verir." (K.S.2153 C.7 S.534 Akçağ 1988)

Ehli sünnetçe, Kelime-i Şehadet Ete olduğu gibi, Müslüman ile kâfiri birbirinden ayıran âlamet olarak kabul edilen sünnet ameliyesi, bazı Sünni önderlerce vacip ve hatta farz denecek kadar mühim bir emir kabûl edilmiştir. Şafiiler. “Bülüğ yaşına ermezden önce çocuğu sünnet etmek velisine vâciptir."derler. Bir kısım önderleri de, sünnet olmadıkça, mühtedinin Müslümanlığının noksan olacağına, sünnetsizin namazının câiz olmayacağına, kestiğinin yenilemeyeceğine, Kabe’yi tavaf edemeyeceğine hükmetmiştir. Hadiste bu hususta “İslama girince küfür tüyünü at, sonra sünnet ol" diye emreder iddiasındadırlar. Hülâsa bazı alim kabul ettikleri kimselere göre: “Hayatına mâl olacak dahi olsa."yaşlı kişinin bile sünnet olması gerektiği hükmünü verecek kadar bu meseleye ehemmiyet verilmiştir. Muhtar olan zamanda doğumun yedinci günüdür derler.

KIZLARIN SÜNNETİ: Kızlarında sünnetinden bahseden bir hadiste: “Hıtân, erkekler için sünnet, kadınlar için mekrüme (şeref verici)‘dır." denmektedir. Ebu Hanife, hadisin zahirine bakarak, sünnet erkekler için mendûb, Şafii ise her ikisi için de vacip hükmünü çıkarmıştır. Her hâl’u kârda sünnet mevzûunda kadınlarla ilgili olarak da farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bir kısım kimseler, bu meyânda, Maşrık kadınları ile Mağrib kadınlarının fizyolojik bakımından farklı olduklarını kâbul ederek, Maşrık kadınlarındaki yaratılıştan gelen fazlalık sebebiyle sünnetle yükümlü olduklarına hükmetmişlerdir. Kızların sünnet edilmesi hakkında, Aliyyu’l Kâri şöyle der: “Kadının yüzünü taze kılar ve güzelliğini arttırır. Şehveti teskin eder, cimayı lezzetli ve câzip kılar, kocanın karısına karşı sevgisini arttırır."Ebû Dâvud’un da bu konuda söylediği rivayette: “Medine’de bir kadın(ki ismi ümmü Atiye’dir) kızları sünnet ediyordu, Peygamber ona. “Fazla derin kesme, böyle yapman hem kadın için ahzâ (en ziyâde haz ve lezzet vesilesi) hem de kocası için daha hoştur” der."ifadesinde bulunuyorlar.

Sünnet olayına o kadar ehemmiyet veriyorlar ki, onu Kelime’i Şehadet’le özleştirerek, Müslümanlı kafiri birbirinden ayırma ölçüsü âlameti olduğunu, hatta hayatına mal alacaksa dahi bir kimsenin sünnet olması gerektiği şeklinde ısrar etmeleri ve sünnetin çok iyi bir şey olduğu yolunda övgüler ileri sürmelerine asıl temel neden ise. İslam Dininde bu tür ameliyelerin şiddetle yasaklanmış olmasından dolayıdır. Zira bu tür ameliye, Allah’ın yarattığını değiştirme manasındadır. Allah’ın yarattığını değiştirenler ise Kuran’da şeytanın payı olarak nitelendirilmişlerdir. Bu konuda Kuran’dan mealen:
KONUYLA İLGİLİ OLARAK KURAN'DAN MEALEN :
- Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür. 4/116
- O (Allah’a ortak koşa)nlar, O’nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar, inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar. 4/117
- (O şeytan)ki Allah ona lânet etti ve o da, “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım."dedi." 4/118
- Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allah’ın yaratışını değiştirecekler!"Kim Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyâna uğramıştır. 4/119
- (Şeytan) onlara söz verir, ümit verir, fakat şeytanın onlara va’di, aldatmadan başka bir şey değildir. 4/120
- İşte onların varacağı yer cehennemdir. Aslâ cehennemden kaçmak (imkânı) bulamazlar. 4/121

Görüldüğü gibi, bu konuda şeytanın kendisine, Allah’ın yarattıklarından pay alma tanımlaması; metodu, Allah’ın yarattığını değiştirme yolunda vereceği emirlerdir. Kim şeytanın bu emrini yerine getirirse şeytana pay olmuş olur. İsterse yaptığı değişiklik hayvanların kulaklarını yarma şeklinde olsun fark etmez. Allah, yaratılışı değiştirme olayı çerçevesinde hayvanların kulaklarının yarılmasına müsaade etmiyor. Nasıl olurda sünnet veya başka bir şekilde insanlar üzerinde değişiklik yapılmasına müsaade etmiş olsun. Yaratılışı değiştirme olayı, hiçbir ihtiyaç, hastalık gibi zaruretler olmadan, yaratılış üzerine yapılacak değişiklikleri kapsar. Zira, bir koyun kesilip yenile bilir bu yaratılışı değiştirme manasında değildir. Veya bir kimsenin çürümüş dişi çekile bilir; çürümüş böbreği alına bilir, bütün bunlar zaruret veya tedavi amaçlı ameliyelerdir. Saç sakal veya tırnağı kesmekte öyledir, yaratılışı değiştirme manasında değillerdir. Zira tırnağı kesmekle, parmağı kesmek arasında belli bir fark vardır, biri ihtiyaç içerikli ve geçici, diğeri sakatlayıcı ve kalıcıdır. Bu zamanda sağlıklı genler üzerinde meydana getirilen veya getirilmesine çalışılan değişiklikler yaratılışı değiştirme olayı kapsamına giren işlemlerdir. Ayrıca, nasıl ki bir kimse tipi değişsin diye hayvanların kulaklarını yararsa veya sağlıklı dişini çeker veya törpülerse, vücudunun her hangi bir yerinden sağlıklı bir organı daha güzel olur diye keser veya vücudunun her hangi bir yerinden bu bağlamda bir parça et veya deri keserse, kısırlaştırma veya hadım yaparsa, deriyi tahrip ederek dövme yaparsa, küpe için kulak delerek kulağın yapısını değiştirmek v.s. Gibi ameliyelerde bulunursa, bütün bu tür şeyler yaratılışa müdahale etmek suretiyle, Allah’ın yarattığını değiştirmedir. Bütün bunlar, Allah’a ortak koşmayla eş anlamlıdır. Bunları yapan şeytana pay olduğu gibi, asla cehennemden ebediyen kurtuluş imkanı bulamaz. Sünnet olmak yaratılışa müdahale etmenin onu değiştirmenin tipik bir örneğidir. Zira küçük, büyük, kadın, erkek, sağlıklı bir kimseden bu şekilde parça et koparmanın başka bir izahı yoktur.

Bu itibarla sünnet konusunda uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.
Fereç HÜDÜR
Fereç Hüdür

Detaylı arama yapmak için tıklayın

2010 © HaberCiniM - Güncel ve Objektif Haberin Doğru Adresi
Siirt Batman Mardin Diyarbakır Şanlıurfa Bitlis Hakkari Siirtliler batmanlılar mardinliler diyarbakırlılar Şanlıurfalılar Bitlisliler Hakkariler
Sitede yer alan yazı ve görsel içerikler kaynak gösterilmeden başka bir yerde yayınlanamaz.

YAZARLAR
SİYASET
GÜNCEL
SAĞLIK
EKONOMİ
EĞİTİM
DÜNYA
SPOR
YAŞAM
KÜLTÜR VE SANAT
BİLİM VE TEKNOLOJİ
SİİRT
DİYARBAKIR
BATMAN
MARDİN
ŞIRNAK
HAKKARİ
ŞANLIURFA
BİTLİS
ANASAYFA
SON DAKİKA
GÜNÜN HABERLERİ
GÜNÜN MANŞETLERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
RÖPORTAJ
BİYOGRAFİ
ARŞİV ARAMA
FORUM
KÜNYE
YAYIN İLKELERİ
SİTENE EKLE
İLETİŞİM

Medya Merkezi
Link Bankası
Hava Durumu
Harita Servisi
Gazete Sayfaları
Kur'an-ı Kerim
Turkcell Süper Lig
Yol Durumu
e-Devlet


GrupTR
Demir Kulak
Kurtalan Gazetesi
Kurtalan Belediyesi
Siirt56
Siirt Manşet
Umut Gazetesi
Siirtte.Net
Realist Haber
BG Tek Eğitim
Şenyurt Belediyesi
Klas Haber Gazetesi
Güneydoğu Olay
Diyarbakır Olay
Siirt Kültür DER
Siirt WebTV
Tozlu Haber
Mardin Life
STATS
Site İstik
Web İstatistik